Vücudumuz, enerji ihtiyacını tükettiğimiz gıdalardaki temel besin öğeleri olan karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlamaktadır. ‘’Glukoz’’ olarak da adlandırdığımız şeker, başta beyin olmak üzere vücudun tüm organları için önemli bir besin kaynağıdır. Vücudun ihtiyacı olan glukoz ise pankreasın salgıladığı insülin hormonu yardımıyla kullanılmaktadır.
İçindekiler
Şeker hastalığı diğer adıyla diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretmemesi ya da ürettiği insülini kullanamaması sonucunda meydana gelen bir hastalık tipidir. Şeker hastaları tükettikleri gıdalardan kana geçen şekeri (glukozu) kullanamazlar. Bu nedenle de kandaki şeker miktarı yükselir. Bu durum hiperglisemi olarak adlandırılır ve hiperglisemi uzun vadede organ tahribine yol açacak sonuçlar doğurur.
Şeker hastalığı, dünyada olduğu gibi toplumumuzda da sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Ancak her iki şeker hastasından biri hastalığından habersiz bir şekilde yaşamını sürdürmektedir. Şeker hastalığının vücuda uzun dönemde vereceği hasarları düşünürsek ; ihmal edilmemesi ve bilinçle hareket edilmesi gereken bir konudur.

Şeker Hastalığı Tipleri
Şeker hastalığının ‘’Tip 1 Diyabet’’ ve ‘’Tip 2 Diyabet’’ olmak üzere iki çeşidi vardır.
Tip 1 Diyabet
Şeker hastalığında, pankreasta insülin üretimi olmaz ya da çok az olur. Bu durum vücudun özünde kendine ait olan bir dokuyu yabancı bir hücre gibi algılayıp harap etmesinden kaynaklanır. Harap olan beta hücreleri pankreas salgılayamazlar ve tip 1 diyabet meydana gelir. Nadir görülen bir durumdur. Nedeni tam olarak ortaya konulamasa da genetik faktörlerin rol oynadığı görülmektedir. Tip 1 şeker hastalığına genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde rastlanır.
Tip 2 Diyabet
Tip 2 şeker hastalığında vücutta insülin üretimi var olmasına rağmen hücreler insüline direnç gösterirler. Bunun sonucunda üretilen insülin miktarı zamanla yetersiz gelir. Tip 2 diyabette yemek yedikten sonra kana karışan şeker, hücrelerde enerjiye dönüşemediği için kan şekeri yükselir. Şeker hastalığının en sık karşılaşılan tipidir (%90 – 95) ve çoğunlukla orta yaş ve üzerindeki kişilerde görülmektedir. Genellikle fazla kilo ve obezite ile birlikte ortaya çıkan bir hastalık olmakla birlikte, zayıf kişilerde de görülme olasılığı vardır.
Şeker hastalığı bunun yanı sıra;
- Ailesinde şeker hastalığı öyküsü bulunanlarda
- 40 yaşın üzerindeki bireylerde
- Hareketsiz kişilerde
- Sağlıksız ve dengesiz beslenen kişilerde diğerlerine oranla daha fazla görülür.
Şeker Hastalığının Belirtileri
- Ağız kuruluğu, sık su içilmesine rağmen devam eden susama
- Sık idrara çıkma
- Kişinin hiçbir şey için yeterli enerjiyi kendinde bulamaması, yorgunluk, halsizlik
- Bulanık görme
- Yoğun açlık hissi
- Cilt kuruluğu ve kaşıntılar
- Ciltteki yaraların geç iyileşmesi
Şeker Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?
Şeker hastalığının nasıl tedavi edileceği öncelikle şeker hastalığının tipine bağlı olmaktadır. Tip 1 şeker hastalığının tedavisinde insülin tedavisi ile birlikte beslenme / diyet programı uygulanmakta olup, tip 1 şeker hastalarının hayatı büyük ölçüde kolaylaştırılmaktadır.
Diyetisyen, cerrah tarafından belirlenen insülin dozu ve planına göre hastaya bir diyet programı hazırlamaktadır.
Tip 2 şeker hastalığının tedavisinde ise beslenme programının yanı sıra ; hücrelerin insülin hormonuna duyarlılığını ve insülin hormonu salınımını arttırmak amacıyla anti diyabetik ilaçlar kullanılmaktadır.
Doktorun belirttiği tedaviye uyulmaz ve şeker hastalığı tedavi edilmez ise kandaki şeker düzeyinin yüksekliğine bağlı olarak zaman içinde sinirlerde, böbreklerde ve gözlerde tahribat meydana gelir. Bu nedenle şeker hastalarının tedavilerini ve belli aralıklarla kontrollerini aksatmamaları çok önemlidir.
Şeker Hastalığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Diyabet, gözün arka kısmındaki retina damarlarını zamanla yıpratabilir ve görmeyi etkileyen değişikliklere yol açabilir. En sık görülen sorunlar diyabetik retinopati ve sarı nokta bölgesinde sıvı birikmesi (makula ödemi) ile ilişkilidir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığına bağlı olarak retina damarlarında sızıntı, küçük kanamalar ve damar yapısında bozulma gelişmesidir. Erken dönemde belirti vermeyebildiği için düzenli göz dibi kontrolü ile saptanır. Makula ödemi, sarı nokta bölgesinde sıvı birikmesi nedeniyle görmenin azalması ve düz çizgilerin eğri görülmesi gibi şikâyetlere yol açabilen bir durumdur. Görme merkezini etkilediği için erken değerlendirme ve takip önem taşır. OCT, retina ve makula katmanlarını detaylı göstererek makula ödemini ve sıvı birikimini netleştirir. Ayrıca tedavi sonrası düzelmenin objektif olarak izlenmesini sağlar. Diyabet, kataraktın daha erken yaşta görülme riskini artırabilir ve görmede puslanma ile kendini gösterebilir. Katarakt şüphesinde muayene ile görme azalmasının nedeni netleştirilir. Diyabeti olan kişilerde göz tansiyonu ile ilişkili bazı sorunlar daha sık görülebilir. Glokom şüphesinde göz tansiyonu ölçümü, göz siniri değerlendirmesi ve gerekirse OCT/görme alanı testleri birlikte planlanır. Evet, yapabilir. Diyabete bağlı retina damarlarında kanama, retina damar tıkanıklığı veya sarı nokta (makula) ödeminin aniden artması kısa sürede görmeyi belirgin azaltabilir. Ani görme kaybı, perde inmesi hissi veya çok sayıda yeni uçuşma olursa aynı gün göz hekimine başvurulmalıdır. Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak, düzenli kontrol randevularını aksatmamak ve sigara kullanmamak göz sağlığı açısından önemlidir. Görmede yeni başlayan değişiklikleri “geçer” diye bekletmeden muayene olmak gerekir.Şeker hastalığı (diyabet) gözleri nasıl etkiler?
Diyabetik retinopati nedir?
Diyabetik makula ödemi nedir?
Diyabette OCT (göz tomografisi) neden çekilir?
Diyabet katarakt yapar mı?
Diyabet glokom riskini artırır mı?
Diyabet gözde ani görme kaybı yapar mı?
Diyabetli hastalar göz sağlığı için günlük hayatta nelere dikkat etmeli?